17 Aralık 2013 Salı

Bir yol yaratmak üzerine.

durmayı denedim.
yol arayışından vazgeçtim.
ben durdum.
yollar devam etti.
gördüm ki yola devam etmek zorundasın.
ve uzun süre hangisinden gideceğime karar veremedim.
sonra biraz daha durdum.
gözümün önündekileri reddetmekten vazgeçtim.
ve bir gerçeği bulma yolu daha yarattım kendime.

yıllardır ilişkilerimiz ister istemez bir insan ile alakalı.
haliyle iki taraflı.
ben bir tarafım.
bakıyorsun.
ve gördüğün şey senin gözlerini alıyor.
kendini kaybetmek istiyorsun.
diyorsun ki; "boşluğa yaslanmaktan sırtım ağrıdı, e onun da ağrımış. neden birbirimize yaslanıp rahat etmeyelim?"
bu noktada kendini kaybediyorsun sayın homo sapiens.
fakat öbür taraf kendini kaybetmiyor.
sen kendince çırpınıyorsun.
zaten yıllardır koskoca bir boşluk içinde yaşıyorsun ve bu boşlukla mücadele etmeyi iyi kötü beceriyorsun.(hala hayattasın.)
fakat bu bahsettiğim gözlerinin kör olması hali(bu kesinlikle aşk değil) içinde bulunduğun boşluğun yapısını tamamiyle değiştiriyor.
ve sen buna alışamazsın.
üzgünüm.
alışamazsın.
çünkü bu dayanılmaz bir sızı sahibi olma hali.
hani için cız eder ya.
ne cız etmesi. içine tornavida sokmuş, çeviriyorlarmış gibi olur ya.
bununla her dakika yaşayamazsın.
-herkesin illa ki birine tornavida sokup, çevirmişliği vardır.-
ve zaman geçmemeye başlıyor.
özellikle gece geçmiyor. yine.
taraflar asla aynı durumda değil.
her ne kadar her şey aynıymış gibi gördüysen de.
hayır.
değil.

bir gece daha geçirmişken
bir şeyler oluyor!
çevrendeki insan yüzleri değişiyor.
sonra bir bakıyorsun üç gün önce tarafken
şimdi öbür tarafsın.
anlıyorsun ki hiçbir şey taraftan baktığın gibi değil.
kör olmuşsun yahu.
hiçbir zaman hiçbir şey bu kadar çekici olmamış.
ilgi-alaka düzeylerinizin arasında uçurum var.(ve sen o uçuruma düşmek üzereydin.)
sonra anlıyorsun her şey ne kadar basit.
değil.

gerçeği görmenin yolunu netleştirecek olursak
hikayeyi bir daha
ama
öbür taraftan
yaşamak.

bahsettiğim kesinlikle empati değil.
empatiye inanmam.
sebebi ise:
başka bir insanla yaşadığın şeyler ve olaylara bakış açın asla aynı olamaz.
asla aynı ayrıntılara takılamazsınız.
o yüzden kendini başkasının yerine koymak diye bir şey yok.
fakat sen bir tarafken öbür tarafı yaşarsan.
işte bu senin gözlerini açar.

ve yola devam edersin.

ya da anlattıklarımın hepsini siktir et.
görmezden gel.
ve atla aranızdaki şu uçurumdan.


14 Aralık 2013 Cumartesi

seni izlemek için, göz kapaklarımı jiletle kestim.

evdeki askıların paltosuzluğu içine dert olurdu bazen.
sen oraya paltomu asmamı beklerken,
ben oraya gömleğimi ve onurumu asardım.
bu senin için sadece basit bir asma operasyonuydu.
fakat unutma hiçbir asma operasyonu basit değildir.

benim evimde hiç askı yok.
ev denilmez aslında. otuzbeş metrekare hazımsızlık.
herhangi bir şehrin herhangi bir mahallesindeki otel odasından farksız.
burası benim evim. değil.

her sabah uyanıyorum.
ve her sabah haymatlos gibi hissediyorum.
diyorum ki "saçları ağzıma dolanmış olsa uyandığımda, ne olur?"
sonra diyorum ki "şuan onun saçları değil, kendi bıyıkların var ağzında. ve hatırla.
onun o kadar saçı yok ki."